Tibet’in Ölüler Kitabı Bardo Thödol pdf indir

0 25

Tibet’in Ölüler Kitabı Bardo Thödol pdf indir

Her davranışın bir nedeni olmalı. Bu kitabı neden dilimize çevirdim? Okuduğum kitaplar, konuştuğum kişiler, bizzat kendime ait fikrî ve duygusal alışkanlıklar, bana insanoğlunun büyük bir açmaz karşısında olduğunu düşündürüyor. Bir karamsarlık, bir hüzün; dünya mutlulukları karşısında zengin evine yanlışlıkla davet edilmiş fukara gibi bir acemilik, bir telâş…

Tibet’in Ölüler Kitabı Bardo Thödol pdf indir
Herkes yaşlılığı, hastalıkları, nihayet kaçınılmaz son’u, ölümü düşünüyor; ya da ondan her türlüsüyle kaçma savaşında. Bu duyguya Pascal’m ünlü uçurumu mu demeli? Bir sürü benzetme yapılabilir.
İstedim ki, bu fikirle savaşayım. İnsanoğlunun üzerinden bu heyülâ, bu Baba Korkut kalksın artık.
Yok böyle bir şey, ölüm diye. İnsanoğlu, milyarlarca yaşmda olduğu söylenen gelişi güzel bir kâinat içinde, tek bir defa nasılsa parlayıvermiş, sönerek hiçliğe dönecek bir kıvılcım değil!
Yeıyüzü maceramız, bize tek geliyor. Bütün aksaklık bunda. Özellikle Batı insanı bu problem karşısında çok yalnız, çok zavallı durumda. Kulaktan kapma, törenlerden ibaret dinleri ona anlayamadığı, ne vakit ne şekilde gerçekleşeceği bilinmeyen bir “öte dünya”dan söz açıyor. Açıyor ama, derinlemesine inilmeyen bu öneriler, insanı büsbütün kuşkuya düşürüp din müessesesinin mekanik izahlarına götürüyor; Dini insanlar icat etmiş; toplumlar da şöyle evrim geçirmiş; falan filan.
Ondan sonra, sevilen, sayılan birinin ölümüyle karşılaşınca herkeste bir acı; cenaze törenleri, saygı duruşları, matemler, ölüm yıldönümleri.
Yeter! İncelemediğimiz bir şeyden ürküntü duyuranaptalca korkaklığımız yüzünden daha ne kadar boş yere azap çekeceğiz?
Doğu insanı ölüm fikri karşısında böyle değil. O, tekrar tekrar dünyaya geleceğine inanarak yaşamı başka türlü görüyor. Ancak o da, hayat olaylarının ürküntü veren biteviyeliğinden, aldatıcılığından, mutlulukların sonunda gelen azaplardan şikâyetçi. Batı insanı bir tek ömrün yükünü ruhsal olarak çekerken, Doğu insanı, yüzlerce, binlerce yaşamın yükü ve sıkıntısını duyuyor.

Tibet’in Ölüler Kitabı Bardo Thödol pdf indir
O da, bu işin bir sonu olmalı, demiş; adını da “Kurtuluş” koymuş. Kurtulmak için, “aydınlanmak gerek” demiş. Nirvâna dedikleri bu. Tekrar tekrar doğmalara, peş peşe yaşam dizisine Samsara veya çevirdiğim kitapta olduğu gibi “Sangsâra” adını takmış.
Ben, çeviride bol bol konu edilen hiçbir “inisiyas- yon”dan, gizli öğretiden geçmedim. Mistik tecrübe yaşamadım. “Yoğun düşünce” sözcükleriyle çevirdiğim ”meditasyon”a, tefekkür veya murakabeye baş vurmadım.
Ama, insan varlığının, insan şuurunun, giderek insan bedeninin katmanlardan oluştuğunu, evren içinde çeşitli plân ve ortamlarla ilişki içinde olduğunu sezmekteyim. Görünen bedenimi, deniz altında bir araştırma yapan dalgıcm elbisesi gibi görmekteyim. Bu şuurumun, bütün şuurumun, doğumumdan bugüne dek biriken am ve izlenimlerden oluştuğunu, beni yanıltanın da bu olduğunu düşünmeye çalışıyorum.
Durgun, parlak bir göl suyuna vuran güneşin pırıltıları gibi, bir ilk yaz günü nereden geldiği belli olmayan genç bir kokunun bizi alıp benliğimizin kasvetli sınırlan dışına çekişi gibi, nereden geldiği belli olmayan bir musikînin başka bir yaşantıyı tattınşı gibi, ara sıra, büyük şuurumdan esintiler almaktayım. Herkes gibi…
Üstelik koskoca evrende yalnız olmadığıma da kesinlikle inanıyorum. Görünür, görünmez bir sürü varlığın kurduğu çeşitli kombinezonlar arasında yaşamımın şu dönemini sürdürmekteyim.
Dünyayı saran şu mavi atmosfer tabakası, ciğerlerim için gerekli havayı her an bana veriyor. Atmosferin yukarılarında zararlı ışınlan eleyen iyonosfer tabakası gibi koruyucu katmanlar var.

Tibet’in Ölüler Kitabı Bardo Thödol pdf indir

Giderek kendi kişisel yaşamımı da içine alan girişimleri olan, kolayca fark edilmez bir “müessese” içinde olduğumu fark ediyorum. Aldığım etkileri yalnızca fizik ve fizyolojik düzeyde sıralamam, ya da mucizeli manevî yardımlardan öte bir şey görmemem eksiktir, kusurludur. “Gözü yapan görmez mi? Kulağı oluşturan işitmez mi?” diyor bir yazı. Böylece, evrenin hem gördüğünü, hem de duyduğunu biliyorum.
Hayvan düzeyinde içgüdülerle, bitki düzeyinde tropizmler, yönelimlerle yaşam sürdüren varlık, insan düzeyinde kendi dünyasmı kendi kuracak binbir atılım içinde. Yanıla deneye, her an yeni düzeltmeler yapa yapa. Özgürlük diyoruz buna. İnsan oluşun saygıdeğerliği buradan geliyor olmalı.
Korkmayacağız yanılmaktan. Gittikçe daha doğruya, daha ustacaya, daha güzele, daha yükseğe, daha genişe. Buna evrim diyoruz. Bir şuur, genellikle bir yaşam evrimi bu. Bunun sorumlusu da biziz; biz olmaya çalışıyoruz.
Türkiye’de Doğu anlayışlarının aktarılması, bugün için bile oldukça eksik bir düzeyde. Bu çabanın daha çok titizlikle sürdürülmüş olmasım dilerim. Ama kaybedilmiş bir şey yok. Benimki sadece bir duyuru ve bir çalışma çağrısı. Araştırıcılara araştırma zevki vereceğini umar, eksik ve kusurlarının bağışlanmasını dilerim.
Elinizdeki kitabın özelliklerinden konuşmam da gerekli sayılır bir önsöz için. Ancak bu, bir bakıma sakattır. Okuyucunun sanki aklı ermezmiş gibi. Ancak, açıklayıcı notlarla zaman zaman başvurduğum kendimce yorumların, okuyucu için bağlayıcı olmamasını dilerim. Bu yüzden, şu kısa açıklamamın da, sizin gibi bir okuyucu olan bu çeviricinin kişisel yorumu olduğunu belirtmek isterim.
Kitap, ölüyü, öldüğü andan alarak yeni yaşamına kavuşacağı ana, yani yeni anacığının kamına girene kadar inceliyor. Kitapta şaşırtıcı olan -bilerek, bilmeyerek- bir romanda olduğu gibi, belli bir gayenin gerçekleşmesine çalışılması: Her an ölü “kurtarılmak” isteniyor. Bu kurtuluş, insan plâmndan kurtulup insanötesi plânına kavuşma diye de özetlenebilir. Bu sınırın ötesinde ne olduğunu açıklamıyor kitap.
Siz, ben olsak, ölüyü bir an evvel dünya yaşamına yeniden kavuşturmak isterdik. Oysa o, dünyaya yeniden dönüşü, en son başvurulacak çözüm olarak görüyor.
Ancak bu her an duyurulan, “ha kurtuldu, ha kurtulacak” teması, bence, öte dünyayı soğukkanlılıİda anlatabilmek için bir araç.
Sizin yerinizde olsam, bu ”Kurtuluş”un, bu “Aydm- lanma”nm ne olduğunu merak etmezdim.
Merak uyandıran, öte dünyanın nasıl bir yer olduğu, nasıl yeniden doğulduğu. Sırası gelince, bu hasreti duyurulmak istenilen şey elbetteki olacak. Ancak, o zamana kadar bu “yaşam sürekliliğinin” koşullarım incelemek daha önemli. Bu alanda o kadar az şey biliyoruz ki.
Kitapta bir sürü tann adı var. Üzerinde durmayın pek. Ne yapsm adamcağızlar? Kuzey Tantrik Budizmi’nin verileri içinde evrensel gerçekleri duyurmaya çalışmışlar.
Böylece, karşılaşılan imajlar, sırasında bir hris- tiyan için İsa Peygamber, koruyucu tann dedikleri için bir müslümanda bir evliya da olabilir. “Tann” sözcüğünü putperestlik olarak görmeyin. Öte dünyada bir yardımcı gerektiği zaman illâ Buddha’yı görecek değiliz. Bu ak sakallı bir pir-î fan! olabildiği gibi, sevdiğimiz bir yakınımız, anamız, babamız, öğretmenimiz, bir arkadaşımız da olabilir.
Anladığıma göre, ölmüş bulunan varlık için mesele, ölüm sonrasının kanşıklığından kurtularak sakin bir ruh hâli edinebilmek, ruhsal bir plânda tutunabilmektir. Bundan ötesi kendiliğinden yürüyecek. Dünyaya geldiğimiz gün, bebek kafamızla, neler olacağım biliyor muyduk?
Korkmayın.
Bunu, ölüye yardım için töreni yürüten rahip ya da Lâma gibi, ben de size, ölmeden önce, yaşamınız içinde söyleyeceğim.
Orada pratik bir gaye uğruna söylenen öğütleri yaşam içinde uygulayabilirsek, ne buradan, ne de oradan korkumuz kalır gibi geliyor bana.
Kızgınlıktan, öfkeden, duygusal bağlılıklardan, mal hırsından kurtulun; her canlıyı sevip hizmet edin diyor kitap kısaca.
Yapılması zor ve olumsuz şeyler mi bunlar?
Kaldı ki, bunun karşılığını ilk önce kendimiz göreceğiz.
Korkmayın, diyorum son söz olarak. Benimkinden daha iyi, daha verimli, daha dokunaklı çalışmaların hepinize mal olması dileğiyle.
Suat TAHSUĞ
16 Ekim 1974 Bodrum

 

Sitemiz hiç bir şekilde maddi bir beklenti içinde olmayıp tüm paylaşılan bilgiler ücretsizdir. Destek Olmak isterseniz reklamlara tıklayabilirsiniz…

Kitabı aşağıdaki linkten indirebilirsiniz

Tibet’in Ölüler Kitabı Bardo Thödol pdf indir

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.