Alexandra Bracken – Gezgin Pdf İndir

0 4

Alexandra Bracken – Gezgin Pdf İndir

Bir zamanlar boyalı bir gülümsemesi, açık renk saçları ve
kendininkine benzer gözleri olan bir bebeği vardı. Uzunca

bir süre bu bebek onun daimi yoldaşı olmuştu; Alice babasıyla seyahate gittiğinde çaya eşlik eden bir dost, annesiyle

babasının birbirlerine fısıldaştığı sırlara kulak misafiri olduğunda yanında bir sırdaş, başka kimse yokken onu dinlemek

zorunda kalan kimseydi. Büyükbabası ona çöller kraliçesi
Zenobia’yı anlattıktan sonra bebeğine bu ismi vermişti. Ama

bir gün, Henry Hemlock onu bahçede kovalarken bebeği düşmüştü ve o da bebeğin boynuna basınca narin porselen tuzla

buz olmuştu. Bebeğin kırılırken çıkarttığı o tüyler ürpertici
ses, yüreğini ağzına getirmişti.

Şimdi de annesinin boynunun bir adamın çizmesinin topuğu altında kırılmasının sesi, avuçlarına kusmasına sebep

olmuştu. Capcanlı bir gücün yarattığı ritim, gezgin bir dalga gibi

odada süzülüp yakınlardaki geçidin çökerken çıkardığı kaotik sesleri de beraberinde getiriyordu. Rose, bölmenin duvarına yaslanmıştı. Titreşen hava, iliklerine dek ürpermesine,

dişlerinin sancımasına sebep oluyordu.

Ölü.

Rose nefesini tuttu; babası, gölgeler içindeki adamın omuzuna sapladığı bir kılıçla yere devrildiği zeminde ulurken

gözlerini sıkıca yumdu. Onunla birlikte çığlık atmaması, babasının yaptığı gibi annesine uzanmaya çalışmaması gerektiğini gayet iyi biliyordu. Kitaplığın arkasındaki duvarın içine

gömülü gizli kabin, tıpkı büyükbabasının söz verdiği gibi onu
koruyacaktı; ama şayet sessiz olur, kımıldamadan durursa.

Rafı destekleyen kısımların arasındaki ince yarık, tam da dışarıyı görebilmesini ama oradan görülmemesini sağlayacak

genişlikteydi.

Alexandra Bracken – Gezgin Pdf İndir

Bir şekilde öğleden sonra geceye karışıvermişti. Akşam
yemekleri aşağıdaki masada, neredeyse el sürülmemiş hâlde

bekliyordu; zorla içeri girildiğine dair tek uyarıları, komşularının köpeğinin çıkardığı homurtular ve inlemelerdi ki -o

da hemencecik susturulmuştu. Babasının ofisin ışıklarını ve

şömineyi yakmak için anca vakti olmuş, annesi de merdivenlerde ayak sesleri işitilmeden önce onu saklayabilmek için zar

zor zaman bulabilmişti. Şimdiyse süregiden ılıklık ve parıltı
sebebiyle odadaki karanlık, âdeta nefes alıp veriyor gibiydi.

“Sana iş birliği yapmanı söyledim.” Adam, kızın tam olarak çıkaramadığı bir sembolün bulunduğu gümüş düğmelere

sahip şık, siyah bir palto giyiyordu. Yüzünün alt kısmını kapamak için ince, siyah bir atkı sarmıştı ama bu, adamın pürüzsüz sesini hiçbir şekilde boğuklaştırmıyordu. “Bu şekilde

olması gerekmiyor. Ondan vazgeç, usturlabı bana ver ve buradaki işimiz bitsin.”
Annesinin etrafında dolanırken kırık camlar ve kâğıtlar,
çizmelerinin altında çatırdıyordu… annesinin…
Hayır. Büyükbabası birazdan toplantısından dönecekti.

Gece yatarken üstünü örtmeye geleceğini söylemişti ve sözlerini daima tutardı. O, her şeyi yeniden düzeltecekti. Bu… bunların hepsi birer kâbustu. Gezgin çocuklar için gelen gölgeler

hakkındaki onca hikâyeyi ahmak, minik beyni uyduruyordu.
Tüm bunlar yakında bitecek, bundan uyanacaktı.
“Lanet olasıca canavarlarsınız hepiniz!” Babası, kılıcı çekip
çıkarmaya uğraşırken eline kan bulaştı. Tepesinde dolanan
adam süslemeli altın kabzaya yaslanarak kılıcı daha da derine
itti. Babası kıvranarak bacaklarıyla havayı tekmeledi.
Annesi kımıldamıyordu.

Rose’un keskin ve yakıcı çığlığı, boğazını yırtarcasına çıkmak üzereydi.

Kötü kokulu, kandan bir nehir, kilimi ıslatmış, annesinin
parlak saçlarına doğru süzülmeye başlamıştı.

Babası yeniden saldırmaya çalıştı, bir eliyle ilk andaki boğuşma sırasında yakınlarda bulunan çalışma masasından

düşmüş taştan yapılma bir kâğıt ağırlığını kavradı. Ciğerlerini parçalayan bir haykırışla taşı maskeli adamın yüzüne

savurdu. Adam bunu rahatlıkla yakaladı, karşılık olarak da
kapıda nöbet tutan ikinci bir maskeli adamın elindeki ince
bıçaklı başka bir kılıcı aldı. Homurdanarak bunu babasının
koluna saplayıp onu da yere sabitledi. Babasının acılı feryadı,
maskeli adamın kahkahasını bastırmaya yetmemişti.
İzlemelisin, diye düşündü Rose, dizlerini çenesine doğru
çekerek. Neler olduğunu büyükbabaya anlatmalısın.

Alexandra Bracken – Gezgin Pdf İndir

Sessiz ol, kımıldamadan dur.
Cesur ol.

“Ironvvood’a… onu asla ama asla ele geçiremeyeceğini bilerek öleceğini söyle.”

Ironwood. Zaten her şeyin altında Ironwoodlar olurdu. Bu

isim, evlerinin içinde öfkeyle anılırdı, her zaman yaşamlarının ardına iliştirilmiş bir gölge gibiydi. Büyükbaba burada

güvende olacaklarını söylemişti ama Rose’un bilmesi gerekirdi. Teyzeleri, dayıları, kuzenleri ve büyükannesi yüzyıllar ve

kıtalar boyunca, teker teker çalındıklarından beri hiçbir zaman güvende olmamışlardı.

Şimdi de annesi… ve babası…

Rose yine dudağını ısırdı, bu defa kan tadı aldı.
Öteki adam yaslandığı kapıdan doğruldu. “Bitir şu işi.
Zeminleri ve açıktaki duvarları araştıracağız.” Suret sinsice

ilerlerken Rose, onun erkek değil de uzun boylu bir kadın olduğunu fark etti.

Annesi bir keresinde Ironwood’un, ailesindeki kızları toplayıp onları cam biblolar gibi raflarda saklamayı sevdiğini,

tozlarını almak için bile asla oradan indirmediğini söylemişti.
Bu kadının kırılmayacağını düşünüyor olmalılardı.
Annesi de kolay kolay kırılmazdı.
Ta ki… şey olana kadar.

Maskeli ilk adam paltosunun iç cebine uzanıp işaret parmağına uzun, gümüş bir bıçak taktı. Bıçak, ışıldayan bir pençe

gibi kıvrılıyor, âdeta havaya batıyordu. Rose’un bakışları silahtan tekrar babasının yüzüne kayınca onun kitaplığa -kendisine- doğru baktığını gördü, dudakları sessizce kımıldanıyordu. Kımıldama, kımıldama, kımıldama…

 

Sitemiz hiç bir şekilde maddi bir beklenti içinde olmayıp tüm paylaşılan bilgiler ücretsizdir. Destek Olmak isterseniz reklamlara tıklayabilirsiniz…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı FACEBOOK-PAYLASIM-GRUBU.png

Aşağıdaki bağlantıdan pdf kitabı indirebilirsiniz

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.