Dido Sotiriyu – Benden Selam Söyle Anadolu’ya Pdf İndir

0 26

Dido Sotiriyu – Benden Selam Söyle Anadolu’ya Pdf İndir

On altı yaşıma basıncaya kadar ne ayaklarım yeni bir
çift kundura gördü, ne de sırtım yeni bir elbise… Bir tek

kaygısı vardı babamın. eksik olmasın, arazisi durmadan genişlesin isterdi; ve gittikçe daha çok zeytin ağacı ve gittikçe daha çok meyve ağacı ve gittikçe daha çok incir ağacı

bulunsun elinin altında… Tam . on dört çocuk getirmiş dünyaya anam. Yedisi yaşamış sadece. O yedinin dördünü de çeşitli savaşlara armağan etmek zorunda kalmış garip …

Şöyle bir geriye doğru bakıyorum da şimdi, babamın
bana bir horoz şekeri ya da bir .ufak. simit alayım diye bir
tek metelik olsun verdiğini hatırlamıyorum. Bir’ gün, hiç
unutmam, ilk şaraplı ekmek yeme Ayininden önceydi, bize

biraz para verir umuduyla üç erkek kardeş, gidip günahlarımızı bağışlamasını istemiştik. Günahlarımızı bağışlamasına bağışladı da, hala daha karşısında dikilip durduğumuzu

görünce birden küplere bindi. O zaman çaresiz, gidip vaftiz babalarımızın ellerini öpmeye karar verdik : Belki onlardan bir şeyler koparabilirdik, öyle ya Nitekim her birimizin eline birer kuruş sıkıştırdılar. İçimiz içimize sığmıyordu

artık sevinçten … Ve Teodoros diye bir bakkal vardı köyde, her biri nah şu kadar büyük şekerlemeler satan; en küçüğümüz Stamati, doğru oraya koştu. Yorgi ile benimse, büsbütün başka bir rüyamız vardı: Nihayet bir oyuncak sahibi olmak! Ama elden düşme değil, yepyeni bir oyuncak …

Ve ilk gördüğü borazanı satın aldı Yorgi. Bense, içimden taşan hırsı gemlemeyi başardım, altını üstüne getirdim dükkanın ve nihayet, tenekeden yapılmış hem de· yaylı, boz boyalı küçücük bir fare buldum.

Nasıl da kabarıyordu koltuklarımız eve girerken. Kardeşim, dudakları borazanın ağzına sanki. yapışmış, oradan
oraya uçuşmaktaydı. Ben fareyi yere koymuştum, karnından çıkan ince ipi çeker çekmez harekete geçen hayvanı her gördüğümde basıyordum yaygarayı :

Oynadı işte! Gene oynadı! Canlı fare bu, canlı fare!
Kardeşlerimizin hepsi de etrafımızda toplanmış, fareyi

oynatmak için itişip kakışmaktaydılar. Hayatımda böylesine sevinip. heyecanlandığımı bilmem! Ve gene bilmem bu

heyecanı izleyen hayal kırıklığına benzer bir hayal kırıklığı
yaşadığımı: Oyunun tam en tatlı yerinde, babamın kaskatı
yüzünü gördüm. –
– Getirin bana bakayım şu maskaralıkları!
O, daha sözünü tamamlamadan, fareyi kaptığım gibi

gömleğimin altına sokmuş ve merdivenleri boylamıştım. Yorgi, ya tehlikeyi sezemediğinden, ya da babama karşı gelmek

cesaretini kendinde göremediğinden, orada kalakalmıştı.
Oyuncağını uzattı ve yılgınlık içinde bakmaya koyuldu ..
Küçük borazan, kocaman kemikli avucunda kayboluvermişti
babamın. İyice bir sıkıp burduktan sonra, yamru yumru
olan zavallı oyuncağı fırlatıp attı ocağın içine :

– İt alayı! dedi.:. Paranızı hiç bir işe yaramayan şeylere kaptırmamayı öğrenmiş olursunuz.

Hayatımda ilk defa olarak karşı karşıya kalıyordum iktidarın o basiretsiz körlüğüyle; dehşete uğramıştım. O çağımda nerden bilebilirdim ki ben, bütün ömrüm boyunca,

hep bu körlükle savaşacağım?

Dido Sotiriyu – Benden Selam Söyle Anadolu’ya Pdf İndir

Yumuşak başlı bir kadındı annem, sabırtaşından farksız. Kocasının bütün huysuzluklarına, dudaklarında hep aynı gülümseyişle boyun eğerdi. «Adam öfkeliyse karşı gelmeyeceksin, derdi hep. O zaman sana kul köle olur.» Babamın ne cins bir «köle olduğunu, sadece kendisi bilirdi!

Gene de bir keresinde karşı geldi babama. Öylesine gôzü kararmış bir şekilde dövüyordu ki beni, ağzımdan burnumdan kan boşanmıştı. Gözleri yaş dolu ve kollarını iki

kanat gibi açıp gererek, aramıza atıldığını hatırlıyorum :
– Aklını mı kaçırdın, öldüreceksin çocuğu!
Bir ufak metelikti o muazzam dayağın bütün sebebi. ..

Gidip bakkaldan tuz almam için vermişti babam. Kaybettiğim takdirde başıma gelecekleri gayet iyi bildiğimden, terden ıslak avucumu sımsıkı yummuş da tutmuştum parayı.

Birden bir çingene çıktı önüme. Yanında maymunuyla. Kıçı

kıpkırmızı, akıllı bir hayvan. Öğretmeni, genç kızlan, ardından da esrarkeşleri taklit ediyordu. Nasıl da gülünçtü bilseniz! Herkes etrafına birikmiş, gülüşerek seyrediyordu. Ama

seyir bitip de sıra parsaya gelince, ortalık boşalıverdi. Ve
elindeki dümbeleği ban.a doğru uzatan maymunla başbaşa
kaldık! Şöyle bakıştık bir an. Dayanamadım işte, avucum

kendiliğinden açıldı sanki. Ve meteliğin, dümbeleğin üzerinde tınlayan sesi doldurdu meydanı.

Parayı kaybettiğimi söyledim babama. Söyler söylemez
de, yüzünü bürüyen öfkeyi görüp, sokağa attım kendimi…
O da fırlamıştı arkamdan. Komşulardan biri atik davranıp
kolumdan yakaladı ve babama teslim etti beni. O günden
sonra ne vakit sinirlendiğini görsem. bir an kaybetmeden
·ortalıktan toz olmaya koyulacaktım …

Ama bir gün .ııgeldi, bütün ettiklerini bağışladım babamın.

İki kudret vardı evde, önünde titrediğimiz! Allah ve babam… Annemiz, ışınlan artık ısıtmayan örtülü bir güneş

gibiydi.· Bizleri şöyle bir okşa.maya, dizlerinin üzerine oturtup masal anlatmaya bile vakit bulamazdı. Yıl boyunca şafakta kalkar, ateşi yakar hemen, tencereyi ocağa yerleştirirdi. Ve bu arada daima, durmadan ağlayıp bağıran bir küçük

oğlan kardeşimiz olurdu beşikte! Hayvanlara bakmak, hamur yoğurmak, çamaşır yıkamak, ortalığı silip süpürmek:

gibi işler de, pek tabii ki annemize düşerdi… Bütün köy
onun temizliğine, evindeki intizama hayrandı.

Dido Sotiriyu – Benden Selam Söyle Anadolu’ya Pdf İndir

Babama karşı da saygı beslerdi köy. Sözünün eriydi çünkü; işinde namuslu, konuksever, çalışkandı. Yakışıklılığının

da bir payı olsa gerekti bu saygıda: İnce uzun bir yapısı vardı, dalgalı saçları, koyu mavi gözleri ve bir tek çürüksüz götürdü mezara dişlerini. İşte bunun içindir ki, komşu kadınlar gelip de anneme: «Senin şu oğlun var ya,· şu Manoli …

hık demiş babasının burnundan düşmüş!• dediklerinde, içimi gurur kaplardı.

Yıldızlar henüz ışırken uyanırdı babam. Küçük takkesini yerleştirir başına, çoraplı pantalonunu çeker, bacak zırhını kuşanır, ayakkabılarını giyerdi. Ve sıra, elini yüzün

yıkamaya gelirdi. Gürültülü bir yıkanma olurdu bu… Sonra ikonalann karşısına geçer, istavroz çıkartırdı. Buğday ekmeği kızartırdı biraz közde, su katılmamış şaraba banıp yerdi ekmeği, birkaç zeytin atıştırdı yanı sıra. Zeytin çekirdeklerini yere salardı hep, birkaç da küfür sallardı uğurluk olsun diye. Ve tarlalara çalışmaya giderdi.

On altı ile on sekiz saat, hiç dinlemeden çalışırdı. Altmış

yetmiş okkalık* yük kaldırırdı da bana mısın demezdi. Çapayla sapan, onun ellerine değer değmez uysallaşır; onu görür görmez, sevgiyle karışık bir korkuya kapılırdı hayvanlar. Ve kendi öz çocukları gibi bakardı hayvanlara.

Gece karanlığı çökerken dönerdi eve. Kahveye uğramadan … Rakı şişesine uzanırdı hemen; bir yandan yemek yer,

bir yandan da büyük yudumlarla içerdi… Duruma göre, aramızdan ikisini üçünü bir güzel döver; sonra da yorgunluktan bitkin bir halde uykuya dalardı. Evi yerinden oynatacak

şekilde horuldayarak …

 

 

Sitemiz hiç bir şekilde maddi bir beklenti içinde olmayıp tüm paylaşılan bilgiler ücretsizdir. Destek Olmak isterseniz reklamlara tıklayabilirsiniz…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı FACEBOOK-PAYLASIM-GRUBU.png

Aşağıdaki bağlantıdan pdf kitabı indirebilirsiniz

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.