DİNİİslamiKİTAPLARTasavvuf

Halil İbrahim Genç – Gizli Hazineyim Bilinmektir Muradım Pdf İndir

Halil İbrahim Genç – Gizli Hazineyim Bilinmektir Muradım Pdf İndir

Din
İlkelerin, emir ve yasaklarla nasihatler düzeyinde niyet ve amellerde biçimlenmesinin
yaşam yoluna din denir. Her din ilkesine bağlı olarak ritüellerde sembolize edilir.
Dinler anlatılan düzeyde dünyevi din ve semavi din olarak ikiye ayrılır. Dünyevi dinde
insanlar belli ilkelere iye fikir ve görüşlerini evvela idealize edip toplum veya toplum
bireylerine sunumlarında sosyalize ederek, sonuçta eşya üzerinden materyale ederek
yaşamda nesnel kılarlar.

Fikir ve görüşlerin idealize edilişi, ilkeye iye kavramsallaştırmada sözel anlatımda
gerçekleşir. Sözel kavramlaştırma sürecinde dinin sosyalize edilmesi ise bu kültür
üzerinden kültürün evriltilmesi ile ya da inkılâplarla ilkelerin biçimlendirilmesi ile yeni
bir kültür oluşturulmaya çalışılması ile gerçekleştirilir. Sonuçta ise toplum ve toplum
bireyleri kültür üzerinden anane veya devletle materyale olan dünyevi dinin
yaşamlarında nesnelleşmesinin ritüellerinde (ilkeye iye belli şablonlarda eğitim ve
önem atfedilen günlerde ibadet gibi yapılan anma ve güç gösterileri), benimsedikleri
kadar kendilerinde özgünleştirmeleri ile aidiyet hissiyatı ile yaşarlar.

Böylesi din oluşumları din bireylerinin temel ve keyfi ihtiyaçlarını karşıladığı sürece
ayrıca bireylerin aidiyet hissiyatı ile sorumluluklarında böylesi din oluşumunu
kendilerinde özgünleştirdiklerince varoluşlarını sürdürebilirler.
Böylesi din oluşumlarında insanın asli varlığının tinselliğine dokunuş olmadığından
yozlaşma, zann ve hevalarla başlangıçta gerçekleşir. Zaten insanın asliyetine
ulaştırma gayreti bulunmadığından, yapıları itibarı ile Hakk‟ın hakikatine kıyasen
yozdurlar.

Böylesi dinler, dünyevi makam, mevki ve kariyer edinme ve keyfi iradeler üzeri
harekete olanak verdiğinden dolayı insanın menfaatçi olma durumu sebebiyle
materyal bir çizgide ananelere bağlı olarak pagan veya ilkesel düzeyde yasalara bağlı
olarak hukukta devlet anlayışında biçimlenerek her zamanda bulunurlar.
Semavi dinde ise hak olan ilkeleri Hz. Allah insanlar için belirler. İnsanların fikir ve
görüşleri Allah‟ın varlığını kabul ölçüsü olan imanlarınca, ilahi bildiri olan ayet ve
peygamber yaşantısına (peygamber ahlakı) göre biçimlenir. Bu biçimlenişin yaşamda
gerçekleşmesi dindir.
Semavi dinler insanların menfaatçi olmaları sebebiyle keyfi heva ve zanları üzeri
yozlaştırılabilinir. Mühim olan ise dinin ilahi kaideleri ile değiştirilmemesidir. Yozlaşmış
din değil kaideleri ile sağlam din insanı gerçeğe, asli olan varoluş kaynağına götürür.

Halil İbrahim Genç – Gizli Hazineyim Bilinmektir Muradım Pdf İndir

İslam dinine bu açıdan bakıldığında, semavi din olarak Hakk ilkesi doğrultusunda
Hakk‟ın iradesinin kelam üzeri ayet biçiminde idealize edilerek insanların toplumsal
yaşantılarında ibadetler (hizmet) ile sosyalizasyonu sağlayan, ibadet ritüellerinde
sembolize olarak aidiyet hissiyatını insanlara veren Hakk‟ın ferdi ve toplum içinde hak
sıfatları ile yaşanmasını erek edinen bir olguda görülür. Hakk ahlakı üzeri bu âlemde
yaşamak ve O‟nun varlığı üzeri biçimlenmek ise varoluşumuzun kaynağına varımdır.
Semavi din, Hakkın varlığına iman eden bir kul bulunduğu sürece yeryüzünde,
mevcudiyetini korur.

Lakin Hakk‟ın varlığına iman etmek biterse eğer yeryüzünde
herhangi bir semavi dinden de bahsedilemez. Hakk‟ın varlığını bilmek ile Hakk‟ın varlığına iman etmek birbirine karıştırılmamalıdır.
Hakk‟ın varlığını bilmek, şüphesiz, O‟nun varlığının kabul etmek anlamını taşımaz.
O‟na iman etmek ise, şüphesiz, O‟nun varlığını kabul etmek ile alakalıdır.
Dinde ibadet düzeyinde ritüellerde biçimlenerek farklılıkta beliriş ve sembolize edilişte
görünüş farz ibadetlerledir.
Din, niyetler temelinde farz ibadetlerde mevcutta sembolize edilerek biçimlenir.
Bu düzeyde İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât
vermek ve hac etmekte yapılanır. Bu ibadetler İslam olmanın şeriatının temelini
oluşturur.

Halil İbrahim Genç – Gizli Hazineyim Bilinmektir Muradım Pdf İndir

Görünürde İslam olmanın biçimselliği böyle olsa da Hakk Teâlâ‟ya imanı olmayan bir
kimsenin, ibadeti riya içerdiğinden, İslam olmasına imkân yoktur. İslam olmanın niyet
ve amelinde şüphe ve riyaya yer yoktur.
İslam dini, insandan fıtratının gereğini ister. Allah insanın fıtratını kendi şahsına
inanma ve varlığından emin olma imanında biçimlendirmiştir.
İnsan halk edilişi sonucunda doğası gereği (eş deyişle fıtratı gereği) Allah‟ın varlığını
kabul üzeri halk edilmiştir.

Bu düzeyde insan, fıtratının gereği olarak Hakk‟ın şahsına
iman etmeye müsait yaratılış durumu üzeri Hakk‟a iman etmesi sonucunda fıtratı ile
barışık olması ile beraber Hakk‟ın birliğini kabul etmesi ile muvahid, Hakk‟ın
varlığından emin olması ile Hakk‟ın baki olan veçhine yönelmesi (kıble edinmesi) ile
hanif olması nişanında varlığında Hakk ile selamet bulması ile İslamdır. İnsan
fıtratının gereği olarak, fıtratı ile barışık, muvahid olması doğrultusunda Hakk‟ın
veçhesine yönelmiş olarak baki olan Hakk ile selamet bulması ile islamdır.
Bu doğrultuda İslam olanın varlığında selamet bulması, fıtratının gereğini hanif olarak
biçimlendirmesi mizacında, yaratılmış olduğu esma-ı hass‟ı üzeri asliyeti ile
tersleşmeden, esma-i hass‟ının gereğini yaşaması iledir. Böylesi bir durumda insan,
içsel huzuru bulmuş olarak da kendi ile barışık, her şeyi Hakk‟tan bilmesi ile de her
türlü olay ve olgu karşısında her şeyi hakkı ile bilip, hakkı ile görmesi sebebi ile her
şeyden razı oluşuyla, her şeyle barışık bir durumda bulunur. Her insan ilahi bir sıfatın esma, ayet veya ayetlerin karakterinde biçimlenişi ile halk edilir.

Bu da insanın maddi değil tinsel fıtrat tarafıdır. İnsan bu fıtratı gereği halk
tarafına bakan bedensel ve iradi fıtrat tarafını Hakk‟ın helal kıldıkları doğrultusunda
ibadet ile (hizmet ile) terbiye eder ise eğer, her türlü eşyaya içkin durum üzerinden
Hakk‟a yol tutmuş olarak dindar olur. Bu biçimde dindar olan insan, var oluşunun
arketipi de diyebileceğimiz esma-i hass‟ı doğrultusunda biçimlenmiş mizacı gereği
hanif olmaktadır.
Hanif olan insan bir taraftan hak istidadı olan esma-ı hass‟ı üzeri Hakk‟ı kendinde,
yaşantısında bulmanın bir taraftan da imanı sonucu Hakk‟ı eşyaya aşkın kudret
durumunda fail olan varlık olarak madde üzerinden sıfat, esma ve ayet tavırlarında
müşahede etmenin tevhid yaşantısındadır. Hanif olmanın gereği de budur.

 

 

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı FACEBOOK-PAYLASIM-GRUBU.png

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı