AtatürkTARİH

Halil İnalcık – Atatürk ve Demokratik Türkiye Pdf İndir

Halil İnalcık – Atatürk ve Demokratik Türkiye Pdf İndir

Atatürkçülüğü yorumlarken, günlük siyasi ve sosyal akımların etkisiyle onaylama veya bağnaz tepkilerle karşılaşmak olanaklıdır. Toplumumuzu, uzlaşmaz iki kitle halinde karşı karşıya getiren derin anlaşmazlığın, felaketli sonuçlar getirebileceğini daima hatırda tutarak karşıtlığı çözmek, uzlaşma yollarını bulmak zorundayız. Yurdun geleceği için iki taraf da bağnaz uzlaşmaz tavrından kurtulmak zorundadır. Demokrasi özgürlüğü, yok etmek özgürlüğü değildir.

Demokrasi, toplumda barışı güvence altına almak için uzlaşma ve denge zeminidir. Bir toplum tarihçisi olarak yıllardır bu amaçla yazdığım yazıları bir araya getirip yayınlamanın, bir anlaşma zemini oluşturmaya yararı olacağını düşündüm. Devrimlerin kaynağı ve Batı dünyasında yankılarını konu alan yazılarımı buna ekledim. 191 9’dan bugüne kadar Batı’nın daima Türkiye’ye karşı desteklediği Yunanistan, sorunlarımızın başlıca kaynağıdır; Yunan düşünce ve siyasetine dair “Helenizm” makalesini de ihmal edemezdim. Düşüncelerimi Türk kamuoyuna derli toplu bir eserde toplayıp yayınlama imkanı verdiği için Kırmızı Yayıniarına müteşekkirim.

Halil İnalcık – Atatürk ve Demokratik Türkiye Pdf İndir

30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla herkes, hiç olmazsa Türk milli varlığının korunması ümidine bel bağlamıştı. Mütareke, bu amaca ulaşmak ve adil bir barış elde etmek umuduyla imzalanmıştı. Bu arada Anadolu’nun çeşitli bahanelerle İtilaf Devletleri tarafından payiaşılıp bölge bölge işgal edilmesi ve nihayet Yunanlıların İtilaf Devletlerinin yardımıyla İzmir’e çıkması (IS Mayıs 1919) bütün yurtta bir galeyanın başlangıcı oldu. Durum, 24 Nisan 1 920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın TBMM kürsüsünden verdiği söylevde şöyle anlatılmıştır: Mustafa Kemal, Amerika Cumhurbaşkanı Wilson’un beyan- namesinde vaat edilen “Milliyetler esasına müstenid adilane bir sulha nail olmak” ümidiyle mütarekenin kabul edildiğini söylemiş ve kendisinin “Milli vicdanın yüksek iradesine uyarak milleti, müstakil vatanı güvenlikte görününceye kadar çalışmak ödeviyle İstanbul’dan ayrıldığını” vurgulamıştır.

İtilaf Devletlerinin Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak niyetleri, şimdi tamamen açığa çıkıyordu. Lloyd George, Türkleri savaştan başka bir şey bilmeyen Amerikan yerlilerine benzetiyor, onların Anadolu’yu tamamen boşaltmaları gerektiğini ilan ediyordu. Avrupa’da Haçlı zihniyetinin bir ifadesi olarak bütün yazılarda yer alan bu Türk imajı, sonradan Mustafa Kemal’in Türk tarihine verdiği önemin ne kadar yerinde olduğunu kanıtlamaktadır. İşgallere karşı bütün yurtta, batıda Yunanlılara, güneyde Fransızlara, doğuda Ermenilere karşı kendiliğinden başlayan direniş hareketi, Türk tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını göstermekteydi. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkar çıkmaz Mustafa Kemal’in gönderdiği beyan- namede, milletin kendi iradesiyle kurtulacağı konusu üzerin- de durması bu açıdan anlamlıdır. Milli ayaklanmayı örgütlenerek için “müdafa’a ve muhafaza-i hukuki millet ve memleket” adı altında örgütlenmeler başlamıştı.

Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920 nutkunda durumu yorumlayarak, o zaman milli ayaklanmanın tam anlamıyla gündeme geldiğini, bu hareke- tin “milli vicdanın azim ve iradesinden doğmuş” olduğunu vurgulamıştır. Bu örgütlerden Mustafa Kemal’e gelen telgraflarda kendisi, millet ve vatan hizmetine çağrılıyordu. “İşte!” diyordu Mustafa Kemal, “Ben milletimizin bu haklı talebi üzerine Amasya Tamimi ile bu milli çağrıya yanıt verdim … Ve dedim ki, istiklal-i millimiz uğrunda bütün mevcudiyetimle çalışacağımı temin ederim. Bu kutsal emel uğrunda milletle beraber nihayete kadar çalışacağıma mukaddesatım namı- na söz veririm:’ İşte böylece, Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal’in kişiliğinde, Anadolu halkı bağımsızlık savaşının önderini bulmuş oluyordu.

Anadolu’da başlayan bu hareketlenme karşısında İstanbul’da saray, başka bir planın peşindeydi. İngilizler, kendi vesayetlerini kabul eden Halife-Sultan’ın kişiliğinde Anadolu ile beraber Mekke-Medine ve Arabistan’ ı içeren Osmanlı İmparatorluğu’nun kurtanlabileceği ümidini veriyor ve sultanla beraber Damat Ferit Paşa Hükümeti böyle bir planı benimsiyorlardı. Böylece, Anadolu’da beliren ve tam bağımsızlığı amaç edinen milli kalkınma karşısında, Osmanlı Hanedam kendi varlığını İngiliz himayesinde sürdürebileceğini umuyordu. Bundan sonraki olaylar, Anadolu ile İstanbul arasında bu iki siyasetin çarpışması niteliğinde olacaktır.  

Halil İnalcık – Atatürk ve Demokratik Türkiye Pdf İndir

O zaman İngiliz Hükümeti, Hint Müslümanlarının protestoları karşısında, geçici de olsa, böyle bir siyasi taktik kullanmayı zorunlu görmekteydi. Mondros Mütarekesi’nden hemen sonra Müslümanlar, Hindistan’da The Muslim League adı altında bir örgüt kurmuştu. Bu örgüt gelecek barış antlaşmasında, Arabistan’ ın, Mekke ve Medine’nin Osmanlı Halife si idaresinde bağımsız kalmasını isteyen bir karar almıştı. Karar- da, Halife’nin bağımsızlığı Müslümanlar için dini bir zarurettir, deniyordu. O zaman Hindistan’da ‘Hilafet Hareketi’ denen bu girişim, İngiliz Hükümeti’ni hayli kaygılandırmaktaydı. Halife’yi himaye altına almak suretiyle İngiliz Hükümeti, bu girişimleri kendi kontrolü altına almak amacını gütmekteydi. Hilafet Hareketi’ni, Ghandi de destekliyor ve “ingiliz Başbakanı Müslüman isteklerinin haklı olduğunu kabul etmiştir;’ diyordu. Aynı zamanda, İngiliz Hükümeti, Halife’nin İngiliz himayesini aradığı söylentilerini Anadolu’da yaymaktaydı.

Damat Ferit Hükümeti’nin hilafeti, dolayısıyla Arabistan dahil İmparatorluğu kurtarmak hayali, İngiliz Hükümeti’nin bu siyasetinden kaynaklanmaktaydı; buna karşı Mustafa Kemal, Anadolu’da milletin “Muhafaza-i İstikialiyet-i Milliye” için harekete geçtiğini, İngiliz himaye söylentilerinin asılsız olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Kayda değer ki, sadrazama gönderdiği telgrafta Mustafa Kemal, imzasını “Üçüncü Ordu Müfettişi ve Fahri Yaver-i Hazret-i Şehriyari M. Kemal” şeklinde atmaktaydı. Başka deyimle o, bu zamanda sadrazam karşısında, kendisinin de padişaha yakınlığını ve rütbesini vurgulamaktaydı. Bu karşı siyasetler daha başlangıçta, Halife- Sultan ile Anadolu’da milli ayaklanmayı temsil görevini üzeri- ne alan ve ilk TBMM’de kendisine “Milli Kahraman” unvanı verilen Mustafa Kemal arasında uzlaşmaz siyasi ayrılığı orta- ya koymaktadır.

Türk milletini derinden sarsan olay, İzmir’e Yunan çıkartması olmuştur ve Mustafa Kemal bütün gücünü, bu saldırının ardında memlekette uyanan milli ayaklanmaya borçludur. İngiliz baskısıyla Mustafa Kemal’i İstanbul’a getirip milli ayaklanmayı bastırma girişimi üzerine, Milli Önder doğrudan doğruya Sultan’a başvurdu. “Yaver-i Hazret-i Şehriyari” unvanıyla gönderdiği telgrafta, ancak Padişah başta olarak Anadolu’da milli ayaklanma, “vatanı ve İstikial-i devlet ve milleti ve hanedan-ı celilü’ş-şanınızın altı buçuk asırlık mübeccel tarihini kurtarabilir” diyor, sarayı son ziyaretinde İzmir olayının Padişah’ı ne kadar malızun ettiğini ve kurtuluş üzerinde “ilhamatını” unutmadığını kendisine hatırlatıyordu. ı 5 Mayıs’ta Padişah dahil, bütün Türkleri heyecanlandıran olay, Yunanlıların İzmir’e çıkıp Anadolu’yu istilaya başlamalarıdır.

Bu olay, Sultan’ı birtakım vaatlerle oyalayan İngiliz politikasının ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor ve Anadolu’da önüne geçilemez milli ayaklanmanın önemini gündeme getiriyordu. Mustafa Kemal, ı 920’de milletvekilleri önündeki nutkunda kayda değer ki henüz Sakarya Zaferi kazanılmamıştır- milletin geleceğine yine milletin hakim olma azınini özellikle belirtmekteydi. Bu görüş, 1919’da Amasya Tamimi’nde de vurgulanmıştır.

Mustafa Kemal, Sultan’ın “ilhamatını” bu nutkunda şöyle açıklamaktadır: Padişah, Mustafa Kemal’i İstanbul’dan ayrılmadan önce saraya çağırmış ve Boğaziçi’nde bulunan İngiliz zırhlılarının saraya müteveccih olan toplarını göstererek, “Görüyorsun” demiş, “Ben artık memleket ve milleti nasıl kurtarmak lazım geleceğini tasavvurda tereddüde düçar oluyorum”. Ve ellerini kaldırarak, “inşallah millet mütenebbih ve mutayyakkız olur, bu vaziyet-i elimeden gerek beni ve gerekse kendisini tahlis eder” diye ilave etmiş. Padişah’a telgrafında Mustafa Kemal, kendisine tevdi edilen vazifelerin yerine getirilmesine (vezaif-i mevdu’anın ifası) karşı Padişah’tan, İstanbul’daki hükümet adamlarının iftiralarına kulak vermemesini rica ediyordu. Belli bir tarihe kadar Mustafa Kemal, Anadolu’daki harekatın daima “Mesned-i Hi- lafeti” ve milleti kurtarma ödevine yönelik olduğunu vurgulayacaktır.  

 

Sitemiz hiç bir şekilde maddi bir beklenti içinde olmayıp tüm paylaşılan bilgiler ücretsizdir. Destek Olmak isterseniz reklamlara tıklayabilirsiniz…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı FACEBOOK-PAYLASIM-GRUBU.png

 

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Yurt duşunda yaşadığım için her zaman okumak için Türkçe kitap bulamıyordum. Emekleriniz için teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı