Lynne Mctaggart – Alan-Evrenin Gizli Gücünün Araştırması Pdf İndir

0 103

Lynne Mctaggart – Alan-Evrenin Gizli Gücünün Araştırması Pdf İndir

Ed Mitchell’a olan şey çekim kuvvetinin eksikliğiyle veya belki de tüm duyularının düzeninin bozulmasıyla ilgiliydi. Evine gitmek üzere yoldaydı, ki evi o anda ondan yaklaşık 403000 km uzaklıktaydı. Bulutların üzerinde bir yerdeydi ve içinde, bulunduğu Apoİlo 13 adlı modülün üçgen penceresinden bembeyaz bir hilal gözükmekteydi. îki gün önce, ay üzerine ayak basan altıncı adam olmuştu. Seyahati zaferle sonuçlanmıştı; bu bilimsel araştırmalar yapmak için bu aya yapılan ilk ziyaretti. Toplamında kırk üç kilo tutan taş ve toprak örneklerini de yanına almıştı. O ve başındaki: Alan Shepard, 229 m. yüksekliğindeki Cone Kraterinin tepesine çıkamamış olsalar bile, İki günlük seyahatlerinin her dakikasını büyük bir ti- tizlikle not etmiş olan ve onlara bunu her saniye Hatırlatmak için bileklerinde taşıdıkları programlan tıkır tıkır işlemişti.

Tam göz önüne almamış oldukları şey, bu issiz dünyanın insanın üzerinde yarattığı etkinin, çekimin yokluğunun, atmosferin seyrelmiş etkisiyle birleşince kişinin duygulan üzerindeki etkileriydi. Ortada yol gösterecek ne bir ağaç, ne de bir telefon direği vardı. Aslında bakıldığında altından yapılmış bir böceğe benzeyen Antares modülünün dışında hiçbir şey yoktu. Her taraf gri tozlarla kaplıydı ve burada uzay, boşluk, ağırlık ve derinlik gibi kavramlar tamamen olduğunu düşündüğümüzden bambaşka bir haldeydi: Ed, yüksek çözünürlüğü olan fotoğraflar sayesinde çok dikkat- li bir şekilde belirlenmiş noktaların, düşünüldüğünden en az iki kat daha uzakta olduğunu fark ettiğinde çok şaşırmıştı.

Sanki o ve Alan bu uzay seyahatinde çekmişler ve küçülmüşlerdi, ve evden bakıldığında ayın üzerinde duran o minicik çukurlar sanki aniden büyüyüvermişlerdi. Ölçülerinin ufaldığım hissederlerken ayrıca hayatlarında ilk defa bu kadar hafiftiler. Üzerindeki o garip ve hantal uzay kıyafetlerine rağmen, yerçekiminin çok az olması se- bebiyle garip bir hafiflik hissi içindeydi ve her attığı adımda sanki su üzerinde yürüyordu.

Lynne Mctaggart – Alan-Evrenin Gizli Gücünün Araştırması Pdf İndir

Ayrıca bu havasız dünyada güneşin de tahrip edici etkilerine maruz kalıyordu. Kör edici güneş ışığında, sıcaklığın 132 derece- ye çıkacağı gündüzle mukayese edildiğinde serin bile sayılabilecek sabahta, kraterler, yüzeydeki her imge, toprak ve hatta gökyüzü- nün kendisi muhteşem bir berraklık içindeydi. Atmosferin yaptığı yumuşak filtrelemeye alışık olanlar için, dik gölgeler, değişebilen renkler ve her şey sanki göz yanılsamasıymış gibiydi, Cone Krate- rinin en yüksek noktasına sadece 19 m., belki de on saniye, kaldı- ğını bilmeden geri döndüklerinde, kendi kendilerini bunu zama- nında yapamadıklarına inandırmışlardı. Bu başarısızlık ayın en te- pe noktasına çıkıp, tüm gezegene bu noktadan bakmak isteyen Ed’i çok üzmüştü.

Gözleri bu görüşün en yüksek vizyonuyla;ne yapacağını bilmez haldeydi. Hiçbir şey yaşamıyordu, ama aynı zamanda görüş açısında olmayan bir şey de yoktu. Her nokta görüşe farklı gölgeler ve tezatlar katmaktaydı. Bir şekilde her zaman gör- düğünden hem daha net, hem de daha bulanık görmekteydi. Programlarındaki yorucu ve nefessiz aktiviteleri sırasında, merak edebilmek için ya da bu seyahatin daha büyük amaçlarını düşünebilmek için, sadece çok az zamanları vardı.

Evrende onlardan önce hiç kimsenin gitmediği yerlere gitmişlerdi. Ama yine de her dakikalarının vergi Ödeyen kişilerin 200. 000 $’ına mal olduğunu bilirken gözleri sürekli saatlerindeydi ve Houston’un onlar için hazırladığı programa saniyesi saniyesine sadık kalmak istiyorlardı. Ay modülü, ana modüle bağlandığı zaman Ed ay toprağıyla pislenmiş uzay kıyafetini çıkarmış, koltuğuna oturmuş, bunalmışlık hissini bir kenara atıp düşünmeye fırsat bulabilmişti.

Lynne Mctaggart – Alan-Evrenin Gizli Gücünün Araştırması Pdf İndir

Kittyhavvk, uzayın uzay gemisi üzerindeki her noktada termal etkisini dengelemek İçin, şişe takılmış tavuk gibi yavaş yavaş dönmekteydi. Ve bu yavaş dönüşünde dünya, sanki yıldızlı gecelerden birinde, tüm yıldızların arasında karışmış bir hilal gibi gözükmekteydi. Bu açıdan dünya, güneş sisteminin geri kalanıyla sanki yer değiştirdiğinde, her zaman düşünmeye alışık olduğumuz gibi, gök- yüzü sadece astronotların tepesinde değildi, sanki dünyayı her yanından satmış ve öylece sallayan bir varlık gibiydi. İşte tam o anda camdan dışarı bakarken, Ed hayatında daha önce hiç hissetmediği garip bir duyguyla doldu; bağtanmışlık duygusu, sanki tüm insanlar ve gezegenler birbiriyle görünmez bir bağla bağlılarmış gibi bir duygu.

O anın büyüsüyle çok zor nefes alabiliyordu. Düğmelere basmaya devam etse de, sanki tüm bu hareketleri ondan başka birisi yapıyormuş gibi kendini bedeninden uzakta hissediyordu. Orada çok büyük bir güç alanı var gibiydi. Bu alan bütün insanları, onların niyetlerini, düşüncelerini, maddenin hem canlı hem cansız her formunu bîrbiriyle bağlıyor gibiydi. Yaptığı ya da düşündüğü her şey evrenin diğer tarafım etkileyecekti ve evrendeki her oluşumun da aynı şekilde onun üzerinde etkisi olacaktı.

Zaman kavramı sonradan yaratılmış bir kavramdı. Uzay ve insan eşya ayrımı üzerine kafa yorduğu bütün fikirlerinin şu anda yanlış olduğunu hissediyordu. Kaza diye bir şey yoktu. Bireysel niyet diye de bir şey yoktu. Milyarlarca yıldır var olan ve varlığının temel parçasını unutmuş olan doğal zeka, aynı zamanda kendi yolculuğundan da sorumluydu. Bu sadece kafasında sonuçlandırdığı bir şey değildi, aynı zamanda bütün bedenini de saran bir histî. Sanki fiziksel olarak genişliyordu ve evrenin en uzak noktalarına bile dokunabiliyordu.  

 

Sitemiz hiç bir şekilde maddi bir beklenti içinde olmayıp tüm paylaşılan bilgiler ücretsizdir. Destek Olmak isterseniz reklamlara tıklayabilirsiniz…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı FACEBOOK-PAYLASIM-GRUBU.png

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.