Montesquieu – Kanunların Ruhu Üzerine Pdf İndir

0 110

Montesquieu – Kanunların Ruhu Üzerine Pdf İndir

Üç çeşit hükümetin niteliği üzerine Üç çeşit hükümet vardır: Cumhuriyet, Saltanat, İstibdat. Bunların niteliklerini anlamak için, en az okumuş kişilerin bu konudaki kanılarını bilmek yeter. Ben, üç tanım, daha doğrusu üç vakıa düşünebiliyorum: Birincisi “Cumhuriyetle yönetim, milletin tümünün birden ya da milletin bir parçasının yönetimi elinde bulundurmasıdır. Saltanatla yönetim, bir kişinin ama sabit ve yerleşmiş kanunlarla yönetimidir. İstibdatla yönetim ise, bir kişinin hiçbir kanun ve kurala bağlı olmadan kendi istek ve heveslerine göre yönetimidir.” Her hükümetin niteliği dediğimiz şey işte budur. Şimdi artık hükümetlerin bu niteliklerinden doğan ve dolayısıyla ilk temel kanunlar sayılan bu kanunların neler olduğunu görmek gerek.

Montesquieu – Kanunların Ruhu Üzerine Pdf İndir

Cumhuriyette, yönetim yetkisi tüm milletin elinde olursa buna Demokrasi denir. Yönetim yetkisi milletin bir kısmının elinde olursa buna da Aristokrasi adı verilir. Demokraside millet bazı bakımlardan hükümdar, bazı bakımlardan da tebaa durumundadır. İradesi demek olan oyu sayesinde millet hükümdar sayılır. Hükümdarın iradesi hükümdarın bizzat kendisidir. Şu halde oy kullanma hakkını veren kanunlar, bu hükümette temel kanunlardır. Gerçekten de öyle, saltanat yönetiminde hükümdarın kim olduğunu, nasıl yönetmesi gerektiğini bilmek ne kadar önemli ise, burada da oyların neye dayanılarak kimler tarafından ne şekilde kime verileceğini düzenlemek de o kadar önemlidir. Libanius, Atina’da halk meclisine karışan bir yabancının ölüm cezasına çarpıldığını söyler. Böyle bir insan hükümdarlık hakkını gasbetmiş olur da ondan.

Meclisleri meydana getirecek vatandaş sayısını belirlemek temel işlerden biridir. Aksi takdirde milletin tümü mü yoksa milletin bir parçası mı kanısını belli ediyor bilinemez. Lakedemonya’da on bin vatandaşın bulunması gerekirdi. Küçüklük içinde doğup büyüklüğe doğru yönelen Roma’da, kaderin bütün cilvelerini tatmak için doğmuş olan Roma’da, bazen vatandaşlarının tümü birden diyarlarının dışında bulunan, bazen bütün İtalya’yı hatta yeryüzünün bir bölümünü duvarlarının içine alan Roma’da bu sayı tespit edilmiş değildi; bu da zaten Roma’yı yıkan o büyük nedenlerden biri olmuştur. Egemenliği elinde bulunduran millet layıkıyla yapabileceği her şeyi bizzat kendisi yapmalı; layıkıyla yapamayacağı şeyi de temsilcilerine yaptırmalı.

Bu temsilciler bizzat millet tarafından seçilmezse milletin malı sayılmazlar. Şu halde, milletin temsilcilerini, yani memurlarını seçmesi bu hükümet şeklinin temel kurallarından biridir. Cumhuriyet hükümeti saltanat hükümeti kadar hatta ondan daha çok, bir meclis ya da bir senato tarafından yönetilmeye muhtaçtır. Ama bu meclise ya da senatoya güvenebilmesi için üyelerini kendisinin seçmesi lazımdır; bunu da Atina’da olduğu gibi ya doğrudan doğruya kendisi ya da Roma’da bazı özel hallerde olduğu gibi tayin ettiği herhangi bir hâkim vasıtasıyla yapar. Millet, yetkisinin bir parçasını eline vereceği kimseleri seçmek konusunda son derece isabetli davranır.

Bilmezlikten gelemeyeceği şeylere, elle tutulur gözle görülür olaylara dayanarak karar verir de ondan. Bir adamın sık sık savaşa katıldığını, filan ĕlan yerde başarı elde ettiğini bilir, buna göre de bir generali seçmekte son derece yetkili olur. Bir yargıcın görevine bağlı olduğunu bilir; birçok kişinin onun yargılarından memnun kaldığını bilir; kimsenin onu baştan çıkaramayacağını bilir; böyle bir insanı pretör olarak seçmesi için bu kadarı yeter de artar bile. Bir vatandaş da ihtişam ve servetiyle göz kamaştırıyor diyelim; onu da belediye üyesi seçmesi için bu kadarı yeter. Bütün bunlar hakkında halk, şehir meydanlarında, bir kralın sarayında edineceği bilgiden çok daha fazlasını edinir. Ama bir işi yönetmesini, fırsat kollamasını, zemin ve zamandan faydalanmasını bilir mi? Bilmez, bileceği de yoktur.

Montesquieu – Kanunların Ruhu Üzerine Pdf İndir

Halkın iyiyi kötüden ayırt etmek gibi doğal bir yeteneği olduğundan şüphe edenler, Atinalılarla Romalıların birbirini takip eden o harikulade seçimlerine bir göz atsınlar; bunun bir tesadüf eseri olmadığını görürler. Roma’da halk, aşağı tabakadan kimselerin memur olmalarına izin verdiği halde seçilmelerine bir türlü razı olmamış; Atina’da bile Aristides kanunu sayesinde her sınıfa mensup insan memur olabilirmiş ama Xenephon’un [12] dediğine bakılırsa aşağı tabakadan bir kimsenin kendi selameti ve onuruyla ilgili görevlerinden birini istediği hiç görülmemiş. Seçmek için yeterliği olan vatandaşların çoğunda seçilmek için gerekli yeterlik yoktur.

Bunun gibi başkalarının yönetimini kontrol edecek yeterlikte olan halk kendi kendini yönetecek yeterlikte değildir. İşlerin yürümesi, belli bir hızla yürümesi gerek; ne öyle fazla çabuk ne de öyle fazla yavaş. Ama millet ya fazla hareketlidir ya da az. Bazen yüz bin kolla her şeyi devirir; bazen yüz bin ayakla ancak böcekler gibi yürüyebilir. Halkçı devlette halkı birkaç sınıfa ayırırlar. Büyük kanun adamları işte bu ayırma tarzında kendilerini gösterirler; bir demokrasinin süresi de gelişmesi de öteden beri bu ayırma tarzına bağlı kalmıştır.  

 

Sitemiz hiç bir şekilde maddi bir beklenti içinde olmayıp tüm paylaşılan bilgiler ücretsizdir. Destek Olmak isterseniz reklamlara tıklayabilirsiniz…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı FACEBOOK-PAYLASIM-GRUBU.png

Aşağıdaki bağlantıdan pdf kitabı indirebilirsiniz

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.