Paul Auster – Cebi Delik Pdf İndir

0 49

Paul Auster – Cebi Delik Pdf İndir

Yirmileri devirip otuzlardan gün almaya
başladığım yıllarda, elimi değdiğim her şeyin
kuruduğu bir dönem geçirdim. Evliliğim
boşanmayla sonuçlandı, yazdıklarım beş para
etmedi, parasızlık canıma tak etti. Parasızlık
derken gelip geçici bir sıkıntıyı, belirli bir dönem
için kemer sıkmayı kastetmiyorum; ruhumu
zehirleyen ve sonsuz bir panik havası yaratan
sürekli, kemirici, soluk tüketici bir parasızlıktan
söz ediyorum.

Bu duruma düşmemde benden başka
kimsenin suçu yoktu. Parayla ilişkim hep
çapraşık, karışık, çelişkili dürtülere bağlıydı.
Bu konuda belirgin, tutarlı bir tavrı reddetmiş
olmanın ceremesini ödüyordum. Öteden beri
tek arzum yazı yazmaktı. Daha on altı-on yedi
yaşlarımdayken bu hevese kapılmıştım, ama
hiçbir zaman ekmeğimi bundan çıkarırım diye
de kendimi aldatmamıştım.

Yazar olmak,
doktor ya da polis olmak gibi bir ‘meslek
seçimi’ değildir. Yazarlıkta seçmekten çok seçilmiş olursun ve başka bir işe
yaramayacağın gerçeğini de bir kez
kabullenince, ömrünün sonuna kadar uzun,
çetin bir yolda yürümeye hazırlıklı olman
gerekir. İlahların gözdesi durumuna gelmedikçe
(vay haline bunu bekleyenin), yazdıkların hiçbir
zaman geçimini sağlayacak parayı getirmez ve
eğer başını sokacak bir yer, açlıktan
ölmeyecek kadar aş istiyorsan, faturaları
ödemek için başka işler yapman gerekir. Bunu
kavrıyordum, hazırlıklıydım ve yakınmıyordum.
O açıdan çok şanslıydım.

İlle de şuyum buyum
eksik olmasın diye bir derdim yoktu,
yoksulluktan da korkmuyordum. Tek istediğim,
becerebileceğime inandığım işi yapma fırsatını
yakalamaktı.

Yazarların çoğu çifte yaşam sürer. Akıllı uslu
mesleklerde iyi para kazanıp yaşamlarından
çaldıkları zamanı yazıya ayırırlar: Ya sabahın
kör karanlığında, ya gece geç vakit ya hafta
sonları ya da tatillerde yazarlar. William Carlos
Williams ve Louis-Ferdinand Celine doktordu.
Wallace Stevens bir sigorta şirketinde çalışırdı.

Paul Auster – Cebi Delik Pdf İndir

T.S. Eliot önce bankerlik, sonra yayıncılık
yaptı. Benim tanıdıklarımdan Fransız şairi
Jacques Dupin, Paris’teki bir sanat galerisinin
yöneticilerinden biridir. Amerikan şairi William
Bronk, kırk yılı aşkın bir süre ailesinin New
York’un kuzeyindeki kömür ve kereste
tesislerini yönetti.

Don DeLillo, Peter Carey,
Salman Rüşdi ve Elmore Leonard yıllarca
reklamcılık sektöründe çalıştılar. Kimi yazarlar
da öğretmenlik yapıyor. Bu belki de
günümüzdeki en yaygın çözüm yolu; belli başlı
bütün üniversitelerde ve kolejlerde ‘yaratıcı
yazarlık’ diye bir ders veriliyor, romancılarla
şairler de buralardan birer post kapabilmek için
habire bir şeyler karalayıp çiziktiriyorlar. Böyle
yaptıkları için kim suçlayabilir ki onları?
Ücretler yüksek olmasa da sürekli bir iş
güvenceleri var, üstelik çalışma saatleri de
elverişli.

Benim sorunum, çifte yaşam sürmek
istemeyişimden kaynaklanıyordu. Çalışmaktan
kaçındığımdan değil; ama beşten dokuza bir işte kart basmak fikri kanımı donduruyor,
içimdeki bütün coşkuyu öldürüyordu. Yirmi
yaşlarındaydım; durmuş oturmuş bir yaşam
için kendimi fazlasıyla genç buluyor,
istediğimden ya da gereksindiğimden daha
fazlasını kazanacağım diye tükeneceğim
zamanı başka şeylere ayırmayı planlıyordum.
Para deyince, kıt kanaat geçinmeme yeterli
olandan fazlasında gözüm yoktu.

O devirde
hayat ucuzdu; kendimden başkasını
geçindirmek sorumluluğum da olmadığı için
yılda yaklaşık üç bin dolarla idare
edebileceğimi hesaplıyordum.

Bir yıl yüksek lisans öğrenimi yapmayı
denedim; bunu da sırf Columbia Üniversitesi iki
bin dolar burs verdiği için seçtim, yani okula
gideyim diye üste para alacaktım. Ama
böylesine elverişli koşullarda bile, o ortamda
yer almak istemediğimi çok geçmeden
kavradım. Okuldan gına gelmişti ve bir beş-altı
yıl daha öğrenci olma fikri, ölümden beter bir
yazgı gibi görünüyordu. Artık kitaplardan söz
etmek değil, kitapları yazmak istiyordum.

Bir yazarın üniversiteye kapanmasını, çevresini
kendisi gibi düşünen insanlarla doldurmasını,
rahata ve kolaycılığa alışmasını da ilke olarak
yanlış buluyordum. Böyle bir ortam, insanı
kendinden ve yaşamından hoşnut olacağı bir
rehavete sürüklemek tehlikesini doğurabilir ve
bir yazar o rehavete gömülürse, artık işi bitmiş
demektir.

Yaptığım seçimleri savunacak değilim. Bunlar
gündelik yaşama uygun, pratik çözümler
olmasa da, işin doğrusu, ben gündelik yaşama
uymak istemiyordum. Benim aradığım yeni
deneyimlerdi. Dünyayı dolaşmak, kendimi
sınamak, orası senin burası benim gezip
görmek, olabildiğince çok şey keşfetmek
istiyordum. Gözümü açmasını bilirsem, başıma
ne gelirse gelsin hepsinin yararlı olacağını,
bana bilmediğim bir şeyler öğreteceğini
kestiriyordum.

Bu size biraz modası geçmiş bir
yaklaşım gibi gelebilir; belki de gerçekten
öyleydi. Toy yazar ailesiyle, arkadaşlarıyla
vedalaşır ve kendinde ne gibi bir cevher olduğunu keşfetmek için bilinmeyen yerlere
doğru yola çıkar. Daha mı iyi olurdu, daha mı
kötü bilmem, ama başka bir yaklaşımın bana
uygun düşeceğini de hiç sanmam. Enerjim
vardı, kafam yeni fikirlerle doluydu ve yerimde
duramıyordum. Şu koskoca dünya önümde
uzanırken aklıma en son gelecek şey, kendime
güvenceli bir düzen kurmak olurdu.

Paul Auster – Cebi Delik Pdf İndir

Bunları anlatmak ve o duygularımı
anımsamak hiç de zor değil. Asıl zor olan,
yaptıklarımı neden yaptığım ve o duyguları
neden hissettiğim sorusuna yanıt aramak.
Benim konumumdaki diğer genç şair ve
yazarların hepsi, gelecekleriyle ilgili aklı
başında kararlar veriyorlardı.

Bizler, ana
babalarımızdan gelecek paraya güvenecek
zengin çocukları değildik ve okulu bitirdiğimiz
anda kendi ayaklarımızın üzerinde durmak
zorundaydık. Hepimiz aynı durumdaydık, bizi
nelerin beklediğini çakıyorduk; ama onlar bir
başka yol tutturdular, ben bir başka yol tutturdum. Bunun nedenini hâlâ
açıklayamıyorum. Arkadaşlarım neden öyle
sağduyulu davrandılar da, neden ben böylesine
pervasız olabildim?

Kentsoylu bir aileden geliyorum. Çocukluğum
rahat geçti; şu dünyada yaşayan insanlardan
çoğunun çektiği sıkıntıları, yoklukları
çekmedim. Hiç aç kalmadım, açık kalmadım,
sahip olduğum şeyleri yitirme tehlikesiyle
karşılaşmadım. Yaşamımız sağlama
bağlanmıştı; ama işlerin iyi gitmesine ve bütün
rahatlığımıza karşın para konusu ve kaygısı
yine de evden eksik olmazdı. Annemle babam
büyük ekonomik bunalım dönemini yaşamışlar
ve o sıkıntılı günlerin etkisini üzerlerinden
atamamışlardı. Her ikisi de yokluğun acısını
tatmıştı ve her ikisi de o acının izini bir başka
biçimde taşıyordu.

Babamın eli sıkıydı, annem ise savurgan.
Annem harcar, babam harcamazdı. Yokluğun,
yoksulluğun anılarından kurtulamamıştı ve
koşullar değişip durumu düzeldiği halde, buna bir türlü kendini inandıramıyordu. Oysa annem,
değişen koşulların keyfini alabildiğine
çıkarmaya bakıyordu. Kutsal bir ayine
dönüştürülen tüketicilikten tat alıyor;
kendisinden önceki ve sonraki pek çok
Amerikalı gibi o da alışverişi bir tür kişilik
göstergesi olarak yorumluyor, hatta kimi
zaman bir sanat mertebesine yüceltiyordu. Bir
dükkâna girmek, yazarkasayı dokunduğu şeyi
değiştirecek sihirli güçle donatan bir simya
işlemini başlatmak demekti.

 

 

Sitemiz hiç bir şekilde maddi bir beklenti içinde olmayıp tüm paylaşılan bilgiler ücretsizdir. Destek Olmak isterseniz reklamlara tıklayabilirsiniz…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı FACEBOOK-PAYLASIM-GRUBU.png

 

Aşağıdaki bağlantıdan pdf kitabı indirebilirsiniz

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.