Zecharia Sitchin – Enki’nin Kayıp Kitabı Pdf İndir

0 103

Zecharia Sitchin – Enki’nin Kayıp Kitabı Pdf İndir

445.000 yıl kadar önce başka bir gezegenin astronotları altın aramak amacıyla Dünya’ya geldiler. Dünya’nın denizlerinden birine iniş yapıp kıyıya çıktılar ve Eridu’yu, “Uzaklardaki Yuva”yı kurdular. Zaman içinde, bu ilk yerleşim bir uçuş kontrol merkezi, bir uzay limanı, madencilik operasyonları ve hatta Mars’ ta kurulan bir ara istasyonla birlikte tam bir Dünya Misyonuna dönüştü. İş gücü açısından az sayıda olan astronotlar, İlkel İşçiler -Homo sapiens- oluşturmak için genetik mühendislik uyguladılar. Yeryüzünü devasa bir afetle silip süpüren Tufan taze bir başlangıç yapmayı gerektirdi; astronotlar tanrılara dönüşürken insanoğluna uygarlığı bahşedip ona nasıl tapınacağını öğrettiler. Derken, elde edilen her şey Dünya’ya gelen bu ziyaretçilerin kendi aralarındaki rekabet ve savaşlar sebebiyle ortaya çıkan bir nükleer felaket yüzünden yaklaşık dört bin yıl önce darmadağın oldu. Dünya üzerinde meydana gelenler, özellikle de insanlık tarihi başladığından beri olan olaylar Zecharia Sitchin tarafından Kitabı Mukaddes’ ten, kil tabletlerden, kadim mitlerden ve arkeolojik keşiflerden teker teker ayıklanıp yazarın Dünya Tarihçesi adlı dizisinde biraraya getirildi.

Ama Dünya’ da yaşanan olaylardan önce neler olmuştu? Bu astronotların kendi gezegenleri Nibiru’ da neler olmuştu da uzay yolculuklarına, altına duyulan ihtiyaca, İnsanoğlunun oluşturulmasına yol açmıştı? Gök ve uzay destanlarının baş oyuncularını hangi duygular, rekabetler, inançlar, ahlak kuralları (veya ahlak eksikliği) harekete geçirmişti? Nibiru üstünde ve Dünya üstünde gerilimin tırmanmasına sebep olan ilişkiler nelerdi? Yaşlılar ile gençler, Nibiru’ dan gelmiş olanlar ile Dünya’ da doğmuş olanlar arasındaki gerileme sebep olan neydi? Ve olanlar ne dereceye kadar Kader -geçmişteki olayların kaydının geleceğin anahtarını taşıdığı bir kader- tarafından belirlenmekteydi? Baş aktörlerden olup olaylara tanık olan, Kısmet ile Kader arasındaki farkı görebilen birinin her şeyin, yani İlk Şeylerin ve belki de Son Şeylerin Nasıl, Nerede, Ne Zaman ve Niçin gerçekleştiğini gelecek nesiller için kayda geçirmesi ne kadar hayırlı olurdu, değil mi? Ama bazıları tam olarak böyle yapmışlardı ve bunların arasında en önde geleni, yeryüzüne inen ilk astronot grubunun komutanıydı!

Bilginler de ilahiyatçılar da kutsal kitapta geçen Yaratılış, Adem ve Havva, Aden Bahçesi, Tufan, Babil Kulesi hikayelerinin aslında binlerce yıl önce Mezopotamya’ da, özellikle Sümerler tarafından yazılmış metinlere dayandığını kabul etmekteler. Ve Sümerler de -pek çoğu uygarlıkların başlangıcından önce, hatta insanoğlu ortaya çıkmadan önce yaşanmış- geçmiş olaylara ilişkin bilgilerini Anunnakilerin (“Gökten Dünya’ya İnmiş Olanlar”) yazılarından elde ettiklerini açıkça belirtmişlerdi. Kadim uygarlıkların yıkıntıları arasında, özellikle de Yakın Doğu’ da yaklaşık yüz elli yıldır sürdürülen arkeolojik keşiflerin bir sonucu olarak çok sayıda bu tür daha eski tarihli metinler bulundu; buluntular ayrıca ya keşfedilen metinlerde sözü edilen veya varlıkları hakkında bu tarz metinlerden sonuca varılan, kraliyet ya da tapınak kütüphanelerinde kataloglara kaydedildikleri için var oldukları bilinen kayıp metinlerin -sözde kayıp kitapların- ne kadar çok olduğunu da ortaya çıkardı.

Zecharia Sitchin – Enki’nin Kayıp Kitabı Pdf İndir

“Tanrıların sırları” bazen destansı hikayelerde kısmen de olsa ortaya serilmekteydi; Gılgamış Destanı tanrıların insanoğlunun tufan sırasında yok olmasına izin veren kararına yol açan aralarındaki tartışmaları açığa çıkartmıştı, Atra Hasis adlı başka bir metin ise altın madenlerinde güç koşullarda çalışan Anunnakilerin isyanının nasıl olup da İlkel İşçilerin, yani Dünyalıların oluşturulmasına yol açtığı hatırlanmaktaydı. Zaman zaman bu derlemeleri yazanlar astronotların liderlerinin ta kendileriydi: Nükleer felakete yol açan iki tanrıdan birinin suçu düşmanına atmaya çalışmasını anlatan ErraManzumesi adlı metinde olduğu gibi, bazen seçtikleri bir yazıcıya dikte ettiriyorlar; bazen de tanrı, yazıcılığı üstleniyordu, tıpkı tanrının bir yer altı odasına sakladığı (Mısır’ın bilgi tanrısı) Torun Sırlan Kitabında olduğu gibi.

Kitabı Mukaddes’e göre Yüce Rab Yahveh buyruklarını seçilmiş halkına teslim ettiğinde, Sina Dağında Musa’ya verdiği iki taş tabletin üstüne bunları kendi eliyle yazmıştı. Altın buzağı olayına tepki gösteren Musa bunları elinden fırlatıp ilk tablet takımını kırınca, kırk gün kırk gece dağda kalıp Rab’bin dikte ettiği sözleri yeni tablet takımının her iki yüzüne kendi elleriyle yazmıştı. Mısır kralı Khufu’nun (Keops) döneminden kalan bir papirüs üstüne kaydedilmiş Torun Sırlan Kitabı ile ilgili bir hikaye olmasaydı o kitabın varlığından asla haberdar olamazdık. Kutsal kitabın içinde yer alan Mısır’ dan Çıkış ve Yasanın Tekrarı kitaplarında anlatılanlar olmasaydı, ilahi tabletler ve içerikleri hakkında asla bilgi sahibi olamazdık ve hepsi de var olduklarına dair bilginin bile gün ışığına çıkamadığı o muammalı “kayıp kitaplar” kalabalığının bir parçası haline gelirlerdi.

Bazı durumlarda belirli metinlerin var olduğunu bilmek ama içerikleri hakkında hiçbir şey bulamamak da az acı değildir. Kitabı Mukaddes’te bilhassa sözü edilen Yahveh’nin Savaşları Kitabı ve Yaşar Kitabı bunlardandır. En azından şu iki örnek için, kutsal kitabı kaleme alanların bildiği daha eski tarihli metinler olan bu eski kitapların var oldukları sonucunu çıkarabiliriz. Yaratılış Kitabının beşinci bölümü “Bu Adem’in Tolaiot kitabıdır” ibaresiyle başlar, Tolaiot terimi genellikle “nesiller” olarak çevriliyorsa da daha doğru olan anlamı “tarih veya şecere kaydı” şeklindedir. Diğeri ise Yaratılış Kitabının altıncı bölümünde Nuh ve Tufan ile ilişkili olaylar “Bu Nuh’un Tole:lot’udur” diyerek anlatılmaya başlanır. Gerçekten de Adem ve Havva Kitabı olarak bilinen bir kitabın bazı parçalan Ermeni, Slav, Süryani ve Habeş dillerinde binlerce yıl boyunca varlığını sürdürebilmiş ve (kutsal kabul edilen Kitabı Mukaddes’e dahil edilmeyen, güya uydurulmuş kitaplardan biri olarak görülen) Hanok Kitabında bilginlerin çok daha eski tarihli Nuh Kitabından alınmış olduğunu düşündükleri parçalar yer almaktadır.

Kayıp kitapların çokluğuna ilişkin olarak sıkça verilen bir örnek de Mısırdaki ünlü İskenderiye Kütüphanesidir. M.Ö. 323’te ölen İskenderin ardından general Ptolemi tarafından kurulan kütüphanede yarım milyondan çok “cilt,” yani (kil, taş, papirüs, parşömen gibi) çeşitli malzemeler üstüne yazılmış kitap bulunduğu söylenmekteydi. Bu bilgi birikimini incelemek üzere bilginlerin toplandıkları bu büyük kütüphane M.Ö. 48′ den başlayıp M.S. 642′ de Arap istilasına dek uzanan savaşlar sırasında yakılıp yıkıldı.

Bu bilgi hazinesinden geriye kalan yalnızca İbranca Kitabı Mukaddes’in ilke beş kitabının Yunanca tercümesi ve kütüphanede sürekli kalan bazı bilginlerin yazılarından küçük kısımlardır. M.Ö. 270 civarında ikinci Ptolemi kralının Yunanlıların Manetho dedikleri bir Mısırlı rahibe Mısırın tarihini ve tarih önce- sini derleme görevini vermiş olduğunu biliyoruz. Manetho şöyle yazmıştı; ilk başta yalnızca tanrılar hüküm sürdüler, sonra yarı tanrılar ve en sonunda, M.Ö. 3100 civarında firavun hanedanları başladı. Manetho ilahi saltanatların Tufandan on bin yıl önce başlayıp binlerce yıl sonrasına dek sürdüğünü ve tufandan sonraki dönemde tanrılar arasında çarpışmalar ve savaşlara tanık olunduğunu yazmıştı.  

Zecharia Sitchin – Enki’nin Kayıp Kitabı Pdf İndir

İskenderin Asya’daki topraklarında saltanat general Seleukos ve ardıllarının elindeydi ve Yunanlı alimler için geçmişte yaşanmış olayların kaydının çıkartılması çabası orada da sürmekteydi. Babil tanrısı Marduk’un rahiplerinden biri olan ve çekirdeğini Harran’ daki tapınak kütüphanesinin oluşturduğu kil tablet kütüphanelerine kolayca erişebilen Berossus, tufandan 432.000 yıl kadar önce tanrılar gökten Dünya’ya geldiklerinde başlayan tanrılar ve insanların tarihini üç cilt halinde yazdı. İlk on komutanın adlarını ve saltanat sürelerini sıralayan Berossus bir balık gibi giyinmiş olan ilk komutanın denizden yüzerek kıyıya çıktığını bildirmişti.

İnsanoğluna uygarlığı veren oydu ve Yunancaya çevrilen ismi Oannes’ti. Pek çok ayrıntıda birbirlerine tam olarak uyan bu iki rahip Dünya’ya inen bu gök tanrılarını, Dünya’da yalnızca tanrıların hüküm sürdüğü bir dönemi ve tufan denilen o büyük afeti anlatmaktaydılar. Bu üç ciltten (çağdaşı olan başka yazılarda) korunabilmiş irili ufaklı parçalarda Berossus, Büyük Tufandan önceye ait yazıların -kadim tanrılar tarafından kurulan ilk şehirlerden biri olan, Sippar denilen o çok eski şehirde güvenle saklanan taş tabletlerin- varlığını bilhassa belirtmektedir.  

 

  Sitemiz hiç bir şekilde maddi bir beklenti içinde olmayıp tüm paylaşılan bilgiler ücretsizdir. Destek Olmak isterseniz reklamlara tıklayabilirsiniz…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı FACEBOOK-PAYLASIM-GRUBU.png

Aşağıdaki bağlantıdan pdf kitabı indirebilirsiniz

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.